pemPe'nin yazdığına ,son dönem Sunay Akın için en azından, katılıyorum. bende yarattığı his ise şu, sanki artık konuşmalarının altında şu var gibi:
"evet ben kimsenin dikkat etmediği incelikleri gören nadide bir insan oldum çıktım.
bunu sadece ben farkettim be!... ben gördüm, ben yazdım, ben söyledim,ne güzel şeyleri farkediyorum di mi"...
ama gözlerinin parlayışını görünce samimi bir şeyler de hissediyor insan.
bence bu yaşamdan dakikalar adlı programın onda yarattığı bir yanetki.
sohbet bazen çok hoş oluyor da "hangi yaşamdan konuşuyorsunuz abiler?" diye sorası geliyor insanın.
Şiirlerini, yazı dilini, "mahya ışıkları" isimli yaptığı proğramdaki güzel sohbetlerini, ses tonunu dahi beğeniyorum, ancak adını koyamadığım bi iticilik var. Pek bi içten pazarlıklı hissediyorum. Ama yok diyorum. Buda olamaz. Bu durumu yaşayan varmıdır ki aramızda. Acaba burçlarımız mı uyuşmuyor ki :)
seneler önce bir imza gününün sonunda yetişmiştim kendisine, iki çift laf ettik, kitabıma birşeyler karaladı,baktım bir kayık çizmiş, kayık kağıttan olmuş.
birşey yazmış yanına da.
o gün içimi okusa o kadar olabilirdi.
aynı akşam radyoda bir şarkı çaldı.. aman dedim.
büyücü çingeneler gibi hatırımda
son derece haz etmediğim kişilerden biri daha.
bu benim huysuzluğumla alakalı olabileceği gibi kendisinin gıcıklığı da olabilir tabii.
ama bu gıcıklık için hissiyatımdan başka dayanağım da yok.
hani diyemem yazdıklarını okudum ve beğenmedim diye.
okumadım ve beğenmiyorum.
tv'de gördüm birkaç kez, ve hazzetmedim. sonra da ne burada ne de başka yerdeki ona ait yazıları okumak gereği hissetmedim...
haz etmiyorum zira.