zamanı geldiğinde ya da sadece zamanla silinebilsin diye bazen {yazı}ları kurşun kalemle yazmak gerekebilir.
ne de olsa yazı gitse de yapı kalacaktır. (breh breh!)
bu, her tür güvenin (güve değil güven) yerlerde sürünmesiyle, güven sorunsalının söz konusu bile olmaması arasında bişidir.
kurşun kalemle yazmak bir nevi riske girmektir yani. ya bile bile pişti denmektedir ya da en samimisinden el uzatılmaktadır.
yalnız işte her yazı gibi kurşun kalemle yazılmış yazının da okuyucusuyla var olduğu gerçeği zaman zaman iyice ağırlaşabilir. böylesi bir durumda kurşun kalemle yazabilmiş olmak biraz ferahlatabilir. ama biraz.
bitmesinden korkup kullanmaktan imtina ettiğim...
uzaya giden zat-i muhteremlerin amerikalı olanları yerçekimi olmadığı için tükenmez kalemin yazmadığını farkedince - içindeki mürekkep akamıyor haliyle-, sonraki seyahatlerde bu aksiliği önlemek için küçük bir servet ayırarak uzay kalemini bulurlar. bu uzay kalemi denilen kalemle yerçekimi olmasa da yazılabilmektedir.
önceleri bu büyük buluş, bu kalem bir sır gibi saklanır ruslardan...
sonraları havası inip marketlere düşünce bu kalem, sizin bizim gibi uzaya gidemeyen, kendi karadeliklerini yeniden ışıtmak isteyen insanlar bu kalemi yattığı yerden bişeyler yazıp çizmek için kullanır hale gelir.
öte yandan, ruslarsa, bildik tükenmez kalemin çaresizliğine yine bildik kurşun kalemle deva olur.
üzerinde düşünülesi bir durum geldi bana...
çok sıcaktır kurşun kalemle yazmak.