halim şafak notları |
5 not | not ekle |
|
omk 11.07.2007 |
ömrüm diyorum çok acemi hayat çok usta
-sesi içinde boğulanın kendi sesinden- sesimi duymayacak kadar yalnızım hayat iki kişi arasında gidip gelmek kadar anlamsız her odanın kapısı için bir anahtar edindim çevirdim çevirdim hiçbiri açılmıyor ne çare ayrılık böyle yaşanıyormuş demek bunca hayat boşu boşuna debelenip durmakmış zahir ellerim kimin ellerini tutsa hızla soğuyor ölüm böyle birden başlıyormuş insanın gövdesinde kapılar birbiri ardına açılır belki kar yağar pencereden ömrüme tekrar girerim kime ne aile okul arkadaş ortamı nasılsa her şey kurgu kim kime benziyor kim kimi anlıyor bilmem ama bildiğim ne varsa unuttum neşter bileğlenmiş bıçak gibi dolanıp durdukça ellerimi uzatıyorum damarlarımı kesse bari upuzun geceydi hayat galiba yalnız kaldım sokaklardan geçip gidiyor yol bilmez ömrüm ömrüm diyorum çok acemi hayat çok usta kime aşkı sorsam yanıt yok sevişmek deyince aklım karışıyor gözlerimi kapatıyorum nasılsa hangi ecza yalnızlığın ilacı olabilir bir bilsem acılar sesimi yükseltecek yarılanmış sigarayı alıp avucumda söndürüyorum ne yapsaydım kendime söz geçirecek insan değilim kitaplar bir şeyler söylemez olalı çok oldu şiir ömrüme hiç uğramıyor sözcükler bana kırgın avlusu olmayan evim hayat kapısı bana kapalı çiçek yetiştirdiğim hiç olmadı ne zaman sulanır hiç bilmem sokakta insanlar hayattan söz ediyor sevgilim paranın erdeminden evinden arabasından konuşmaya vaktimiz olmuyor sevişmek içinse çok geç ama evinin anahtarları hâlâ çantamda kapıyı açsam süzülsem içeri benim bu evin kızı gitmeye çoktan hazırım midemde ağır bulantı kussam rahatlarım ama kim temizleyecek hayat kötü bir düş iyi demeye dilim varmaz yalnızım bunu kendime bile söylemiyorum kapıyı bir açsam kanım boşalacak içime bakir bir dünya kalmadı haberim yok ecza sürdüğüm her yarayı oyuyor tükürüyorum bu hayatın tam da dibine kadar girmişim biri vardı yalnızın biri çoktan bırakıp gittim beni hatırlatıyor yazdığı her mektup yanıtsız bıraktım hayata dair sorularımı dünya kendi kapımdan geçmeyeceksem neye yarar acemi bir kızım yine kasıklarım sancıdı kendimi unuttuğum yeri hatırlamıyorum etrafım olmadı benim sesimi sakladım durdum şimdi bağırıp duruyorum biri duysa bari! |
|
omk 23.11.2006 |
aşk hiçbir şey
seni anlamaktan geliyorum kaç kez balkonun içinden geçiyor anılar öğleüstü bakkallar peynir ekmek üzüm satıyor insan kendine ait ne varsa senin çantan benim gömleğimin sol cebi kırmızı vinston yanıyor sönüyor yanıyor sönüyor duman kül karışıyor konuştuklarımıza zaman sarı su sonra herkes kendine uzak ayışığı tahta masalar sallanıyor sözün ağırlığından ben ne zaman konuşsam sesim dağılıp gidiyor içinde seninle hayatı oynamaya geldik biz hangi maske daha çok yakışır yüzümüze şimdi senin kentin ne kadar düzenli yollar geniş kim önüne çıksa kayıp gözlerinin ucunda yanık bir sigara kaldırıma herkesten önce oturmuş gececi seni anlamaktan geliyorum kaç kez hayat kaç adresi belirsiz mektup kaç kez yüzünde boğuldum öldüm kaç kez kimselere duyurduğum yok aşkhiçbirşey aşkhiçbirşey |
|
omk 18.06.2006 |
29 eylül 1962 yılında milas'ta doğan halim şafak kayseri'de yaşıyor. yazıt, eşik, kavram karmaşa ve imlasız oluşumu içinde yer aldı. şimdilerde ise bireylikler'i çıkarıyor. yakın zamanda "hayat ve ölüm: 30. yılında şiiri ve yazısıyla ahmet erhan" eleştiri kitabı ve "bağırıp çıkacağım bu hayatın içinden" şiir kitabı kül yayıncılıktan çıkmıştır. |
|
omk 23.11.2006 |
çok geç kaldım
gece ağırlaşarak üstüme yıkılıyor öldüm sanıyorum beni bu saatte uyanık tutan şarkılar birazdan odanın içinde yavaş yavaş kaybolup gidecek puslu bir hava dört duvarı dolanıp doğru çıkacak balkona masada unutulmuş kitabın sayfaları hep açık harfler sözcükler kendini tekrar ediyor aynı dizeleri kurup duruyor durmadan ölüm çıkıyor her şiirin üstünü kazıdığımda omzumdan çocukluğum bana bakıyor aklımda kalanları hatırlamaya çalışıyorum geceleyin odam pencerelerini üstüme kapatıyor ne varsa balkon kapısı çarpıp duruyor ömrüme yabancı ne varsa dağılıyor odaya ben bir tek hayatı anlamıyorum ölüm neyse o da odur demeye nedense dilim varmıyor terimi ıslak bir mendille siliyorum dünya bundan sonra naklen bir savaştan başkası hiç değil şiir geri çekiliyor harfleri dağılıyor alfabenin hiçbiri yerli yerinde durmuyor her şey baştan başa ölüm kokuyor üstüme fesleğen dalları atıyorum destimin suyunu bu kez ben dolduruyorum mezarımın bakacağı yönü belirliyorum her şey üst üste yığılsın dursun ne çıkar bundan birini aramadıysam adını anmadıysam mektup yazmadıysam telefon açmadıysam güz muhitimize çoktan gelmiştir ve hiçbir zaman gitmez sararmış bir hayatı dökülürcesine yaşadım durdum yaşadığım kent her geçen gün daha fazla mezarlığa benzedi apartmanlar mezar taşı balkonlar çok oldu çiçek saksıları yıllar var ki sulanmadı ben anladım ölüm gitsin diye hayata seferler düzenledim gecenin en derin yerine kendimi bıraktım kimse çıkarmadı geriye ölümden başka ne kaldı bu soruyu sormak için çok geç kaldım çok geç kaldım bundan epeyidir benim bile haberim yok! |
|
omk 20.06.2006 |
bozuk imla
kimseye yağmurun nasıl yağdığını anlatmadım yaprakların nasıl döküldüğünü kimse bilmezdi nasıl hatırlamam hayatım uzun bir güzdü ondan geriye hiçbir şey kalmadı ben birkaç kişi yürürdüm kendimden habersiz orda burda dergi dağıtırdım parasını vermeseniz de olur duvarlara yazı yazdığımı kim uydurduysa külliyen yalandır bozuk bir imlayla yazdım okudum yazdım okudum her satırın altını çizdim hepsi karaydı gün aşırı tükenen kalemim ondan biliyorum şiire hiç sözüm geçmedi o ne isterse yaptım hatıralarım asi çekildiğim her fotoğraf kara aşka hiç laf ettirmem haberiniz olsun yalnızdım birkaç kişi yürüdüm nereye gittiysem yolumu şaşırdım sarı ışıklar hiç sönmedi gençliğimi çoktan kurban verdim saçlarım ağardı her dağ ardında bir yolum oldu kasabaya doğru yollandım kalbim kesikler içinde ne yapsam damla kanı akmıyor devletin inadına bıçağı sürtüyorum sürttükçe gençliğimi ovaladım sanıyorum nafile camı kararmış bir denizci feneri önümde yürüyor sallandıkça isli ışığı kalbime üşüşüyor dememi bekliyorum ben o camı her gün yıkayıp kuruluyorum ne fayda her seferinde elimde kırılıyor kan çıkmıyor devletten geceyi yırtıyorum belki ay aydınlık gecede yolumu bulurum nereye varırsam varayım gençliğim oluyor boş bıraktığım sandalyeye çoktan devlet oturmuş sevgilim beni hatırlamıyor kitapları üst üste yığdım dergiler öylece dursun gazete kesiklerini hemen saklamak lazım ne olur ne olmaz bir sabah kuşluk vakti devlet kapımı birkaç kere vurur ben evde yokum üniformasını çoktan giymiş bir tüfektir gece kim bilir kaç kez evimin önünden geçer gider devlet ben onu her gün kaç kere vururum ama kan çıkmaz valla kanı çıkmaz ne yapsam ortaokulu dört yılda bitirmiş çocuğum hayatım bütünleme gençliğim ne zamandır bana sürtünüp duruyor imlası bozuk bir türkçe ne zaman evimin önünden geçse ben pencereye koşarım sokak karanlıktır duvara ne varsa okumanın tam zamanı ama bir söksem bağırıp çıkacağım kalbim kan çıkmayan devletin o saat içinden çocukluğum ki ece ayhan biliyor doğrusunu devlet dersinde çoktan öldürüldü nasıl bilmem upuzun dehşettir devlet çoktan mermisini kalbime savurdu! |
halim şafak ile ilgili notlar |
3 not | not ekle |
|
omk 16.03.2006 |
bireylikleriki aylık kültür-sanat dergisi.dergi çıkarken şöyle bir çağrı yapılmış halim şafak tarafından: "kavram karmaşa - imlasız - postimlasız süreci bireylikler’le anarşik yolculuğunu sürdürüyor. kültür endüstrisi ve verili politikliğin karşısında bireylikler eleştirinin acımasızlığıyla şiirin yıkıcılığını birbirine ekleyerek vira diyor. görsel bir dünya karşısında eleştirinin ve şiirin olumsuzluğunun yandaşı olanlarla girişeceğimiz bu yolculukta yalnız olmadığımızı biliyoruz. okur ve yazarlarının oluşturacağı bireylikler verili olandan kopuşun sonucudur. iktidar ve otorite ilişkilerinin dışında başka bir biçimin ya da biçimsizliğin hiç olmazsa arzusunu duyurmak isteyen bireylikler mart 2005’te okur ve yazarlarıyla buluşmuş olacak. bu süreçte yer almak ya da katkıda bulunmak isteyen okur ve yazarların her bağlamdaki katkısı önemlidir. katkıları ve destekleri için herkes şimdiden teşekkürler." muhafazakarlığın hegemonyasına hayır diyen bireylikler tartışılan, kimilerini rahatsız eden bir başı bozuk dergidir. |
|
omk 18.06.2006 |
devlet"upuzun dehşettir devlet çoktan mermisini kalbime savurdu" halim şafak - bozuk imla |
|
omk 09.05.2007 |
deniz gezmiş"üstümüze sıktığınız su en çok bizim deniz"halim şafak |
halim şafak haritası |
işaret bulunmuyor | yer işaretle |
halim şafak fotoğrafları |
fotoğraf bulunmuyor | fotoğraf ekle |
halim şafak fotoğraf albümleri |
fotoğraf albümü bulunmuyor | fotoğraf ekle |
halim şafak aktiviteleri |
aktivite bulunmuyor | aktivite ekle |
geçmiş halim şafak aktiviteleri |
geçmiş aktivite bulunmuyor |
halim şafak yazıları |
yazı bulunmuyor | yazı ekle |
halim şafak konuları |
tartışma konusu bulunmuyor | konu ekle |
