gezgin » "emily dickinson"
|
|
ı'm nobody! who are you?
are you—nobody—too?
then there's a pair of us!
don't tell! they'd advertise—you know!
how dreary—to be—somebody!
how public—like a frog—
to tell one's name—the livelong june—
to an admiring bog!
ben hiç kimseyim? peki sen kimsin?
sen de bir hiç kimse misin?
bizden bir çift var öyleyse.
aman kimseye deme - tefe kor çalarlar bizi.
bir kimse olmak ne biteviye bir şey
bir kurbağa gibi göz önünde olmak
adını – tüm haziran ayı boyunca
sana hayran bir bataklığa haykırmak!
1764
en hüzünlü ses en tatlı ses
en çılgın ses büyüyen,-
kuşların sesidir baharda,
gece hoş bir tat bırakıp giderken.
mart'la nisan arasındaki çizgi-
o büyük sihirli sınır
ötesinde yaz, nefes alsa duyulur
yakınlıkta, kararsızlıklar yaşamaktadır.
bir zamanlar bizimle eyleşen
dostları hatırlatır bir bir,
ki ayrılığın kara büyüsüyle büyüyen
hasretleri artık insafsızca derindir.
yasını tuttuğumuz ne varsa
hatıra gelir yeniden,
ötmesin isteriz kuşlar
sussun isteriz bu siren.
bir kulak deşebilir bir kalbi
bir mızrak kadar kıvrak,
keşke kalbe bu kadar tehlikeli
bir şekilde yakın olmasaydı kulak.
çev.: {nazmi ağıl}
(o kadar güzel kiii... dayanamadım bunu da koydum. hüznü seven dostlara da kocaman sevgiler ayrıca :) )
bir {kitap} kadar elverişli değildir hiçbir gemi
uzak ülkelere götürmek için bizi.
ve hiçbir atın şaha kalkmış
bir sayfa {şiir}e ulaşamaz hızı.
en yoksullar bile katılabilir bu tura
kaçak {yolculuk} etmelere son,
ne kadar hesaplı şu
insan ruhunu taşıyan fayton
(yukarıdakinin türkçe'sini bulamadım. bunu versem olur mu? :)) )
xxvııı
a charm invests a face
imperfectly beheld,—
the lady dare not lift her veil
for fear it be dispelled.
but peers beyond her mesh,
and wishes, and denies,—
lest interview annul a want
that image satisfies.