nano, arkadaşının enfes fikrine allah deriz de, cumhurbaşkanlığı dururkene (taht hazır müsait ve paylaşılamazken), başbakanlık biraz ayıp kaçmaz mı beyav? ha bi de şu var: afili koltuk gördü mü, yapışkan kıçı japen uhusu (yoksa, 'çimento' olmak adına 404 mü demeliydim?!) misali, hemencicik o koltuğun şeklini alan bu cevval bedeni bi sonraki bayrama kadar yerinden etmeye, hangi babayiğit cesaret edecek? zira ana çimentosu milliyetçilik olan biri sözkonusu olan.. vebali de büyük olur böylesinin!
bazı zamanlar... kötü giriş oldu.
çoğu zaman, herkes konuşur; çok fazla şey söylenmese de evrilip çevrilip söylendiğinden çok olur, yorar artık halihazırda yorgun bünyeyi.
ve fakat bir arkadaştan derde deva olabilecek enfes bir fikir çıkmış, bunu kamuya mal etmezsem, vebalini taşır dururdum. fikir şöyle ki: 23 nisanlarda baykal'ı başbakan yapalım, otursun koltuğa! hem bonus olarak 19 mayıslarda da oturtabiliriz! ne dersiniz ey ahali?
bir de şöyle bir şey var: konuşmak, bulaşıcı olabiliyor. bak mesela ben şimdi duramıyorum. gazetelerde, "halk cahil", "halk yalancı", "halk satılmış", "bu halka müstehak" laflarını okudukça {safsata}lara koşası geliyor insanın; misal, bu halk ifrada kaçmayı sever! çocukluğunda, önümüze gelene bir tekme diye diye dolaşmış bir takım zerzevat şimdi nasıl önüne geleni yerden yere vurmaya çalışırken korkutuyorsa, aynı şekilde yalakayı tayyibe de ifradın oralarda bir yerlerde böö yapmak için bizi bekliyor.
itidal parayla mı dağıtılıyordu da almadık acaba?
soru sorma kabiliyeti doğuştan mı gelir, tecrübeyle mi öğrenilir?
soz {oksimoron}dan acilmisken...ulkenin sosyal demokrat -hos buna artik kendilerinin bile inandigini sanmiyorum ama- partisinin lideri. sosyal demokrasiden ne anladigini kavramak icin bugunku sozlerine bakmak yeterli: "basbakanin cumhurbaskani olmasina izin vermeyecegiz; ve bu demokrasinin zaferi olacak!"
bir an icin baykal i erdogan i bir yana birakip bu ifadeye yogunlasalim: sosyal demokrat partinin lideri demokrasinin zaferini -begenseniz de begenmeseniz de- halk tarafindan secilmis bir kisiyi baska bir secimde aday olmaktan vazgecirmeye esitliyor.
cok fazla soylenecek bir sey yok; chris rock'in su sozune ek yapmaktan baska:
"You know the world is going crazy when the best rapper is a white guy, the best golfer is a black guy, the tallest guy in the NBA is Chinese, the Swiss hold the America's Cup, France is accusing the U.S. of arrogance, Germany doesn't want to go to war, and the three most powerful men in America are named 'Bush', 'Dick', and 'Colon.' Need I say more?"
and Deniz Baykal is the leader of a social democrat party...
besili yanak, çakır nazar, hilal kaş, sinekkaydı tıraş, oran yolunda her sabah spor, yüzme desen gani gani, kulaç kulaç. sıhhati, asap tellerini tir tir titreten bir fiske sanki. dünya yansa, yüzünde her daim "avımı demincek yedim de geldim" memnuniyeti. konuşmalarında, beyanatlarında geçen gırtlak temizlemeyle karışık "eee..., hımm..., eee..."ler, "sahibimin sesi burada ne derdi acaba?" esleri. hele o esip gürlemeleri! "tamam canikom, hoplattın yüreklerimizi, şimdi sakin ol!" diyesi gelir insanın...