agav ve limonlu Mariachi...buzz gibi...mmmmhhh...
buz gibi" tanımına uyduğu sürece içmeye doyamadığım sıvı. hele o ilk yudum yok mu:)böyle bardağın içinde o köpüklü sapsarı duruşu, bardağı ellediğinizde elinize gelen soğukluğun yarattığı tatlı his hiçbir içecekte olmayan bir karizmadır.
Efes olanını hiç sevemedim. Çok tatlı gelir, sanki içinde şeker varmış gibi (tabi şeker var içinde fermante oluyor gibi değil, sonradan katılmış, çaymışçasına karıştırılmış gibi). Tuborg, Heineken seviyorum ama Heineken artık çok az yerde var, Tuborg nispeten daha fazla. Ama çoğu zaman efes içmek durumunda bırakılıyorum, ağzımın içi yapış yapış oluyor. Efesin yarattığı ekstra şişkinlik de cabası. Şişkinlik istemeyip, güzel bira tadı almak isteyenler guinnes deneyebilir. Anlamsızca pahalıya satılsa da şişkinlik yapmaması en önemli özelliği. Çünkü gazlı değil. Ama gazlı olmadığı için ne kadar soğuk olsa da soğuk değilmiş hissiyatı yaratabiliyor ilk başlarda. Bir de eğer bünye kaldırabiliyorsa 2 bira 1 tekilla döngüsüne girince insan daha bir eğlenceli oluyor bu mereti içmek sanki. Yok eğer dayanıksızsa vücut o zaman öğle güneşi altında sahilde miller veya benzeri hafif biralardan birine yüklenebilirsiniz. Çok güzel çarpar böyle derinden derinden. Şimdi yok efes tombul şişe şöyle güzel böyle güzel söylemleriyle başlayan bir diyaloğa girmeyelim hiç. Erkek adam tatlı bira içmez, ağzına tombul şişe sürmez . Esen kalın efem.
fazla sevmem, sevemedim. birkaç taneden fazla içemem, şarhoşluğu hoşuma gitmez, yorucu da gelir. şöyle sıcak bir günün sonunda, çay bahçesi kıvamında bir yerde, gölgede, terlemiş bir şişede olursa ona hayır demem elbette.
lisede kaçak göçek bir binanın arkasında bira içerken, şarapçı abimiz gelip; "bira duvar dibinde içilir, duvar dibi içkisidir. {şarap}çı olun" deyip gitmişti. bu öğüdü de {buzbağ} bozulduktan sonra çok tutamadım, ama şarabın kardeşi {rakı}ya tutkunum. {üzüm}ün herşeyi güzel arkadaş...